“Kadından savaş pilotu mu olur?” diyenlere gökyüzünden verilen bir cevap!
Her gün yüz binlerce insanın adını gördüğü, binlercesinin adını andığı bir isim: Sabiha Gökçen. Bir havalimanına adını vermiş olması onu görünür kılıyor; ancak asıl mesele, bu ismin arkasındaki hikâyenin ne kadar az bilindiği.
Sabiha Gökçen, yalnızca Atatürk’ün manevi kızı değil; yalnızca dünyanın ilk kadın savaş pilotlarından biri değil; yalnızca Türk kadınının gururu değil…
O, erkek egemen bir dünyada “olmaz” denileni olduran, cesaretiyle sınırları, kararlılığıyla önyargıları yıkan bir öncüydü. Gökyüzüne yalnızca uçak değil, Türk kadınının gücünü yazdı.
Sabiha Gökçen Kimdir?
Sabiha Gökçen, 1913 yılında Bursa’da dünyaya geldi. Küçük yaşta yetim kaldı. Hayatının dönüm noktası ise henüz 12 yaşındayken, Mustafa Kemal Atatürk ile tanışması oldu. Atatürk, onun zekâsını, duruşunu ve gözlerindeki ışığı fark etti; Sabiha’yı manevi kızı olarak kabul etti.
Bu karar, yalnızca bir çocuğun kaderini değil, bir ülkenin kadınlara bakışını da değiştirecek bir sürecin başlangıcıydı.
Atatürk’ün vizyonunda kadın; yalnızca evde değil, eğitimde, bilimde, sanatta ve gerektiğinde cephede de vardı. Sabiha Gökçen, bu vizyonun en somut karşılıklarından biri oldu.
Bir Kız Çocuğuna Gökyüzü Açmak
Cumhuriyet’in ilk yılları… Kadınların henüz pek çok temel hakkı yeni kazandığı, toplumsal rollerin keskin çizgilerle belirlendiği bir dönem. Bu dönemde “pilot olmak”, erkekler için bile zor bir meslekken, bir kadın için neredeyse hayal bile edilemeyecek bir alandı. Ancak Sabiha Gökçen, bu hayali kurmakla kalmadı; onu gerçekleştirdi.

Atatürk’ün yönlendirmesiyle havacılığa ilgi duymaya başladı ve Türk Hava Kurumu’nun açtığı kurslara katıldı. Kısa sürede gösterdiği başarı, onun yalnızca sembolik bir figür değil, gerçek bir yetenek olduğunu ortaya koydu.
“Kadından Savaş Pilotu mu Olur?”
Sabiha Gökçen’in karşısına çıkan en büyük engel, teknik yetersizlikler değil; toplumsal önyargılardı.
“Kadından pilot mu olur?”
“Kadın savaşabilir mi?”
“Bu iş erkek işi.”
Bu cümleler, o dönemde yüksek sesle dile getirilmese bile, birçok zihin tarafından kabul edilen gerçeklerdi. Ancak Sabiha Gökçen, bu sessiz dirençle gökyüzünde yüzleşti.
1937 yılında aktif görev alarak, dünyanın ilk kadın savaş pilotlarından biri oldu. Bu yalnızca bireysel bir başarı değildi; Türk kadınının potansiyeline atılan güçlü bir imzaydı.
Gökyüzünde Bir Cumhuriyet Kadını
Sabiha Gökçen, görev aldığı operasyonlarda gösterdiği disiplin, cesaret ve profesyonellikle yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da dikkat çekti. Uluslararası basında adı geçmeye başladı; birçok ülke onu konuştu.
O, uçağın kokpitinde yalnız değildi. Arkasında, Cumhuriyet’in “eşitlik” iddiası vardı. Önünde ise kadınlara kapalı görülen bir gelecek.
Sabiha Gökçen’in varlığı, tek başına bir mesajdı: Kadınlar, yalnızca kendilerine izin verilen alanlarda değil; istedikleri her alanda var olabilir.
Sabiha Gökçen sıklıkla “Atatürk’ün manevi kızı” olarak anılır. Ancak bu tanım, onun bireysel emeğini ve mücadelesini gölgede bırakmamalı. Evet, Atatürk ona bir vizyon sundu. Ama o vizyonu hayata geçiren, cesaretle adım atan, risk alan ve bedel ödeyen Sabiha Gökçen’in kendisiydi.
Onu özel kılan şey, yalnızca desteklenmiş olması değil; o desteği taşıyabilecek iradeye sahip olmasıydı. Bugün bir kadın mühendis, girişimci, CEO ya da yatırımcı varsa; bu yolun taşlarından biri, hiç kuşkusuz Sabiha Gökçen tarafından döşendi.
Hikâyesi Yaşamaya Devam Ediyor!
İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, her gün yüz binlerce insanı ağırlıyor. Çoğu kişi bu ismi görüyor ama hikâyesini bilmiyor.
Oysa bu isim, yalnızca bir tabela değil; bir duruşun, bir mücadelenin ve bir vizyonun simgesi. Her iniş, her kalkış; bir zamanlar “olmaz” denileni olduran bir kadının hatırlatıcısı.
Sabiha Gökçen bugün yaşasaydı; muhtemelen havacılıkla sınırlı kalmazdı. Belki bir teknoloji girişimi kurardı. Belki savunma sanayisinde bir lider olurdu. Belki genç kadınlara mentorluk yapan bir öncüydü.
Ama kesin olan bir şey var: Yine sınırları zorlar, yine kalıpları kırardı.
FounderN perspektifinden bakıldığında, Sabiha Gökçen bir “başarı hikâyesi”nden çok daha fazlasıdır. O, cesaretin sistemle birleştiğinde nasıl dönüştürücü bir güç olabileceğinin canlı kanıtıdır.
Bugün gökyüzüne baktığımızda, yalnızca uçakları değil; bir kadının “Ben de varım” deme cesaretini de görmeliyiz.
Çünkü bazı hikâyeler yalnızca geçmişi anlatmaz. Geleceği de inşa eder.
“Zihinsel Gürültü Çağı: Dikkat Süremiz Gerçekten Kısalıyor Mu?” içeriğimizin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz!
FounderN Kimdir?
FounderN, girişimcilik dünyasının en güncel haberleri, inovasyon odaklı içerikleri ve ekosistemin her bir parçasına değer katan çalışmalarıyla, faaliyet gösteren dinamik bir dijital medya platformudur. 2020 yılında “Girişim Haberleri” adıyla başlayan serüvenimiz, Eylül 2024 itibarıyla FounderN kimliği ile, girişimcilik ekosisteminin ilham veren dinamik sesi olma yolculuğuna devam ediyor. FounderN; teknoloji, girişim ve yatırım dünyasındaki gelişmeleri yaratıcı ve yenilikçi bir perspektifle sunarak iş dünyasının liderlerini, yatırımcılarını ve girişimcilerini sizlerle bir araya getirir.
FounderN olarak misyonumuz, yalnızca yaşanan son gelişmeleri paylaşmak değil, okurlarımızı bu gelişmelerin aktif bir parçası haline getirmek ve ekosistemin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaktır. Ekosistemdeki en yeni gelişmelerden haberdar olmak, büyüyen bu topluluğun bir parçası olmak istiyorsanız, bültenimize abone olabilir, sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip ederek ilham dolu bu yolculuğa katılabilirsiniz.
Bizimle Keşfetmeye Devam Edin: İlginizi çekebilecek diğer #Yatırım Haberleri için tıklayın!
Foundern LinkedIn hesabına buradan ulaşabilirsiniz. Foundern Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz.





